 Öyle bir gençlik işte,
Dogru insanı bulabilmek düşüncesinin arkasına saklanıp, aşkı kapı kapı dolaşarak bulabileceğini düşünen ve bu şekilde hüsran üstüne hüsran yaşayan, üstelik bunuda aşk için yaptıgını söyleyerek, hayatın akışına kendini kaptırmış bir sürükleniş içerisinde. Boşa geçen bir ömrün ne demek olduğunu idrak edememenin hazin kayboluşlarında.Yüz yıllardır bu topraklarda aşkın ve sadakatin en güzel numunelerini sunan ceddinden bihaber ayakta durmaya çalışıyor.
Moda rüzgarına kapılmış, hayatı sinema filmlerinden kopup gelen bir kesit gibi düşlüyor.Kan ve gözyaşıyla kavrulan dünyada her gün biraz daha yitirilen insanlık değerlerine srt cevirmiş, ipodundan yeni bir şarkı notasını ezberlemenin uğraşında olmaktan yorgun düşmüş bir gençlik.
Dünyanın kendi etrafında döndüğünü düşünen, ana babaya asi,dini gericilik sayan ve kendinden önce gelmiş geçmiş toprak altındaki milyarlarca insandan ibret almayan boşlukta yuvarlanan bu gençlik !
Maddeciligin hüküm sürdügü zamanımızda bir yanı hep eksik kalan gençligin bir hayat boyunca bunun sıkıntısını cektigini, maddi anlamda refaha kavuşsa bile bunun sadece yapay ve geçiçi mutluluklar oldugunu anladıgını görmek pekde zor olmasa gerek.
Bu konuda çekilen bir çok filmde mevcut.Ama bunların içerisinde birtanesi özellikle replikleri ile çok farklı.: Fight Clup. Bu filmi bir çogumuz izledik.Edward Norton ve Brad Pitt in başrollerinde yer aldıgı ve daha şimdiden kült filmler listesine giren yapımın nerede ise her karesinde not edilecek bir replik mevcut.Bu repliklerin içerisindede belkide en önemli olanları gençligin, özelliklede 21.y.y. Gençliginin, içinde bulundugu hayat karmaşasını izah eden şu iki bölümdür ;
-Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız..bir amacımız yada yerimiz yok..ne büyük savaş yaşadık nede büyük buhranı..bizim en büyük buhranımız...hayatlarımız...
-Televizyonla büyürken milyoner film yıldızı yada rock star olacağımızı sandık...ama olamayacağız...bunu yavaş yavaş öğreniyoruz...ve çok kızgınız...
Bu kadar ayrıntılı bir konuyu iki cümle ile özetlemek bu olsa gerek.
Maalesef içinde yaşadıgımız bu çagda, nüfusumuzun genç olmasıyla övünürken belkide işin sadece maddi yönüne bakıyoruz. Evet çok genç bir nüfus potansiyeline sahip oldugumuz ve bunun ülkemize maddi yönden getirileri fevkalade olabilir önümüzdeki yıllarda.Fakat bir ülkenin kalkınması sadece bu anlamda mı olmaıldır ? Tabiki hayır. Gençlerimizin kendilerine atalarından miras kalan asaleti ve ahlakı faziletleri bir bir gönüllerine, beyinlerine işlemeleri, böylelikle attıkları her adımı bu bilinçle atmaları gerekmektedir.Dileriz ki bu yozlaşma en kısa zamanda sona erer ve yerini milli ve ahlaki degerlere bırakır... |