 Kokum kokuna karışmış, ben sen olmuşum sen ben! Beni sana o kadar yakınlaştırdın ki ben-sen olmuşum, sen-ben… Bir dünya düşün ki, her yer sen kokar … Yanındayken yüzüm güler… Seni ben yanımda bulunca değiştim güzelleştim. Benim adım AŞK!
Sen bana ne kadar yakınsan o kadar ısınır yeryüzüm! Ve ne kadar uzaksan o kadar üşürüm, kışım coşar! Hiçbir tabip derman olmaz gayrı el çekmişim senden "hercai"! Yakan , yıkan askından el çekmişim! Hasretin eritir yavaş yavaş suya bırakılan bir sabunum, kokulu! Orada bile sen kokarım buram buram!.. Çok mutlu olmayı ummak, insan etini yaralanma ihtimallerine karşı savunmasız bıraktığı için aşık olacak organlarımı budadığımı sanıyordum. Yalnız kendimeymiş inkarım! Kendimi sana bıraktım . Bir gece yarısı küçük bir hareketinle olduruverdin beni. Hain aşk pusuda bekler. İstanbul'un her köşesine gözyaşımı bırakırım ''sümüklü böcek" gibi gezdiğim yollara! Gözyaşımı görür de beni tekrar bulmak istersin, belki bir köşe basında yakalarsın beni diye... Aşk aynı hatayı bir kaç kez yapmaktır belki de. Dönüp dönüp sana geldikçe anladım senin elinde ölmenin bile ölümlerin en güzeli olduğunu. Kabahat ölende mi öldürende mi? Avuçlarını sımsıkı kapatırsan elindekini kimse alamaz, ama sen de kimseden birşey alamazsın!!! Ben koşulsuz sevdim! Kapım ardına kadar acıktı sevgiliye! Şimdi ellerimle araladığım kapılarda üşüyorum.
Ne demiş şair,
Bilmiyorum, Daha ne kadar beklemeliyim, Yüreğinin ıssız ve solgun derinliklerini Sen bir istiridye kabuğu, Ben bir kum taneciği Ne dermanım var İnci olmanı bekleyecek, Ne de Onca zamanım.
Kayıp oldum ben sevgili! Arasam bulur muyum kaybolduğum yerleri? Karanlık aydınlıktan, yalan gerçekten kaçarmış. Ben neden kaçtığımı bile bilmiyorum. Bir bildiğim var o da kimi sevdiğim hala. Yüreğim tutuşmuş çıra gibi yanar. Benzinim sevdam… Cayır cayır yanıyorum. Gündüzüm gecem olmuş. Gözlerimi dilimin yerine koymuşum! Aşka doğru yürüyorum inatla. Yaralanmaları ezber etmişim ben. Yaralı kuş gibi çırpınıyorum! Gözlerimin feri gitmiş. İçim yanıyor çıra gibi. Kalbim etime batıyor .
İnsanların tamir edilmeye ve onarılmaya eşyalardan daha çok ihtiyacı var. Ben de arızalıyım artık! Kayıp oldum sevgili! Ellerim yok, kollarım yok, beynim yok, kalbim yok, ruhum yok sanki! Kayıp oldum ben sevgili! Ezberimi unuttum! Bir efsaneye göre sevgilisini arayan, aşık, ağlak "Sümüklü böceğim" gözümün yasını bıraka bıraka yürüyorum İstanbul'un her köşesini!
Zaman geçmez sabah gelmez! Gündüzüm gecem olmuş gecem gündüzüm! Çıra gibi tütsüyorum içimde dev cam ormanları yanıyor! Şimdi öyle uzak ki geldiğim yollar! Kayıp oldum ben sevgili! Gel bul beni kaybolduğum yollarda. Tamir et beni, onar! Gözümün yaşını silen sen ol, kaldırımlar değil. Hadi gel döndür beni gittiğim yollardan!.. |